Zile Mutlu Son
Zile Mutlu Son
Zile Mutlu Son
Özellikle de korsemden çıkıp özgür‐
lüğüne kavuşmuş, heyecanlı atışlarla nefes soluğa inip
kalkan, onun sevgili elleri altında kabarıp Charles’a, onları Zile Mutlu Son
güzel biçimini ve sertliğini yitir-memiş bulmaktaki o hoş
zevki veren göğüslerime dokundukça hafızamı iyice
yitiriyordum.
Yatağa uzandığımda derhal o da soyunup yorganın altınagirdi, bana sıkıca sarıldı, dile dökülemez bir tutkuyla
kondurduğu sefalar getirdin öpücüğünde yüreğim bu öpüşün en
sıcak iziyle damgalanan dudaklarıma yükseldi. Charles’ın
uyandırmanın sırrına erebildiği ve yaşamın ta kendisini,
hazzın özünü oluşturdu.
Ayrıca, yanımızdaki bir masada yanan iki mumla birlikte
şömine ateşi yatağı aydınlatıyor, tutkularımız için büyük
önem taşıyan bir duyudan, bu hazlardan payını almasının
zorla izin verilmediği bahanesini esirgiyordu ve hakkaten de taptığım
gencin görüntüsü bile, başka aslabir neden gerektirmeksizin
onu dilediğim, özlediğim ateş sayesinde uğrunda ölmeye
değer bir zevk veriyordu.
Ama artık bizimki kadar bıçağı kemiğe dayanan arzular için
hareket şart olduğundan, Charles çok kısa bir hazırlayıcı
koklaşmadan sonrasında, hem kendi gömleğini, bununla birlikte benim
geceliğimi sıyırdı. İri göğsünü benimkine yasladı, her ikisi de
en sevecen ürpertilerle atıyordu. Bedenime tüm çıplaklığı ile
Zile Mutlu Son
dokunan bedeni tüm irademi egemenliği altına aldı, ruhum
tüm iktidarını hazların en kırılgansına terk etti, bu defa beni
sonsuz bir mutlulukla, cinsiyet ayrımından çok birleştiğim
insanoğlunun farkı etkiliyordu. Sonsuza dek Charles’a sadık olan
yüreğimi başka hiçbir birlikteliğimde açmamıştım. Yoğun
Aşkın gerçek okunu ucundan tüyüne kadar tümüyle içime
almıştım, ilk soluğunu bu sevgili aracıya borçlu olan, tabiatın
özgün eserinin dudakları, yeni bir yara açılmadan, sanki
şükran duyabilecek şuurteymiş gibi, aç gözlü bir emişle Zile Mutlu Son
sımsıkı içine çekti onu. İçerde de şefkatle, bir tutkusıcaklığıyla, tazyiklı bir enerjiyle onu kucakladı; kendi
dilince, yeryüzündeki en içten merhabayı sundu. Oradaki her
lif çepeçaşama toplandı ve ondan kendine düşenin oranını
almaya çalıştı.
Duyuların hazzına birkaç anlığına mola verdiğimizde,
tekrar birleşmenin bu en yakın noktasında enfes lezzeti
tadarken, geviş getirircesine ağır ağır çiğnerken, zevkin
doğasına özgü o sabırsızlık bizi yeniden eyleme zorladı ve
onun heyecanlı hamleleri başladı. Artık tutkularımız dile
dökülemeyecek kadar yetiştiğinden haykırışlarımız birbirine
karıştı.
Son yorumlar